n-0.gif (143 bytes)
n-0.gif (143 bytes)
n-0.gif (143 bytes)
n-0.gif (143 bytes)
n-0.gif (143 bytes)
n-1.gif (149 bytes)

 

    

h-igtk.gif (1660 bytes)
Yavuz ÜNAL

"VİRA BİSMİLLAH!"

İşte bu ahval üzere olan İstanbul kıyılarından ‘vira bismillah ‘ deyip, demir alarak, Bostancı limanı önünden yelken bastık, bir fırtınalı günde . Gökova’ya doğru.

İlkbahar ve yaz başı yelkenciler için en ideal deniz Marmara’dır. Rüzgarlar genellikle kuzeyden ve orta kuvvette eser durur gün boyu. Akşam olunca kalır hava. Adalar önünde yelken kullanmak , ne yazık ki ayrıcalıklı ve pahalı bir zevk. Yelken kulupleri gelişmiş değil. Parası olan bu keyfi sürebiliyor. Kimi benim gibi kendi emek gücüyle tekne sahibi olabilenler ise bu kez, barınak yeri, çekek yeri derken tekne sahibi olduklarından daha çok, sattıklarında sevinebiliyorlar.

Evet ,Adalar önünde yelken kullanmak ve Sivri Ada’da gün batışına kadeh kaldırıp, şehir ışıklarına ve mehtaba karşı yarenlik ayrı bir keyif. İstelik kimi zaman geleneksel ‘bize bir şey olmaz’ sığlığımıza uyarak . “Canım işte 2 metreden dibi görülüyor ne kadar seyrelmiş” deyip kirliliğinin çaresiz kabüllenilmesi bir yana, dalıp irileri seçilerek toplanmış midyelerle pişirilmiş, domatesli ve sarmısaklı makarnadan daha iyi meze mi olurmuş.

Kısa sürede Kınalı Burgaz arasına girip orsaladık Adaları. Marmara, Adalardan sonra başlar. Daha Sivri Adaya gelmeden açık denize çıktığınızı anlarsınız. Denizin rengi, dalgası ve dalga periyodu, herşeyi değişir. Rüzgar 5 kuvvetini buldu mu, (aşağı yukarı yirmi milin üstüne çıkar) Sivri Ada’yla Yassı Ada arasında nehir gibi akıntı yapar deniz. Öyle her yelken teknesi bu zorlu akıntıda giremez Sivri’nin limanına . Zaten motorcu derdinden akşama kalmış olan bizler de bir aksilik daha yaşamamak için motor yelken girdik limana . Hafta içi ve hava da tatsız olunca , kimsecikler yoktu limanda. Oysa hafta sonları , yanaşacak yer bulunmaz. Mecburen tanıdık bir tekne aranır üstüne bağlanmak için.

Koskoca İstanbul’da, denize girecek yer bir yana, denizde gidilecek bile yer kalmadı. Son 30-40 yıldır politikaya yön verenler, devleti yönetenler acaba denizlerimizin bu halini görüp kendi kendilerine de olsa yüzleri kızarır mı bimem ki.

Sabah 6’ da demir aldık Sivri Ada’ dan ve birden kendimizi Marmara’nın orta yerinde bulduk. Hem rüzgar ve hem de akıntının etkisiyle. Sivri’den 15 mil kadar sonra Marmara’nın derinliği 1300 metreye yaklaşır yer yer. İmralı’ya doğru 500 metre civarına düşer ve öyle devam eder . Bu bölge Karadeniz’i aratmayacak iri dalgalar yapıyor. Marmara öteki denizlerimizin hiç birine benzemez. Birden çıkar hava ve geldiği gibi birden kalır. Ama bu arada yapacağını yapar. Bu denizde küçük teknelerin dikkatli olması gerekiyor.

Öğlen üzeri Bandırma Koyu içinde , yarımada yanında, sahil boyu içeri doğru ilerleyip demir yeri aramaya başladık. Ne yazık bu bölge de yazlıklarla dolmaya başlamış. Senede 15 gün oturmak için neden ev alır insanlar anlamak olanaklı değil. İstelik bu sürenin en az yarısını da evin onarımı ile geçirmek koşuluyla. Bu yazlık ev furyasının sonuçları , denizden çok daha ürkütücü görünüyor.

Tatlısu Köyü önlerine demirledik. Önümüzde bir dalyan vardı. Bize mesafesi 150 metre var. Hiç aklımıza gelmedi tonozların bu kadar gerilere atılacağı. Kısaca demirimizi dalyan demirine taktık. Dalyanın sahibini bekleyip, onun yardımıyla kurtulduk. Bize göre kabahat onlardaydı, köylüye göre bizde. Daha sonraları da gördük ki, bu tür yerlerde şamandıra kullanmak akıllarına bile gelmiyor . O civara yanaşmayacaksınız. Başka çare yok. Kimi yerde dalyanlar,çoğu yerde de balık çiftlikleri pek çok koyu böylece parsellemişler.

Artık deniz kenarlarının eski sakinliği de kalmadı. Nerdeyse her köyde diskolar ve onların sonuna kadar açılmış ses cihazları gece yarılarına kadar susmak bilmiyor.

Dayanamayıp gece demir aldık ve birkaç mil ilerdeki Kum Limanı açıklarına gidip, kaçtık gürültüden. Ancak uyuyabildik böylece.Her şey kötü değil.İyi gelişmeler de var. Hemen her köyün korunaklı bir limanı var. Bunu Batı Karadeniz’de de gördük. Şile Sinop arası bir çok sağlam ve korunaklı liman yapılmış. Benim iki yıl önce aldığım haritalarda ne bunlar ve ne de Marmara’daki birçok liman işaretli. Bunları gördüğünde daha güvenle açılır gemiciler denize.

Bu bölge, yani Kapıdağ Yarımadası ve çevresi, Marmara’nın hem en temiz ve hem de en balıklı bölgesi. İstanbul’ da nesli kurumuş balıklar buralarda hãlâ bulunabiliyor. Benim ölçüm sinarit. Denizin temizinde dolaşır. Buralarda çıkıyor. Buna da sevindik .

Meraklısı için hemen kaydedelim, Yarımadanın hemen burnundaki Fener Adası çok iyi karagöz yaparmış. Sinarit dahi tutulabilirmiş. Burada hem gece geç yattığımız ve hem de sonraki rotamız Marmara Adası olduğu için sabah acele etmeden kahvaltımızı yaptık, sonra demir aldık. Hava kalmış gibiydi. Kapsül Burnunu döndük, bir süre sonra orsamızdan rüzgar almaya başladık. İlk kez burada GPS’de yelken -motor 12 knot sürat yaptığımızı gördüm. Hoşuma gitti elbette. 30 mili aşkın yolu üç buçuk saate aldık. Asmalı Ada Feneri yanından geçerken , bir çok tekneye mezar olan bu kıyıların dehşeti limanlık havada pek gözükmüyor. Ama kötü ünü bile fenerden uzak durmaya itiyor insanı.

 

<----GERİ

MARMARA'NIN ADALARI---->

Gezi Rehberi 
www.travellingturkey.com 
e-mail: info@travellingturkey.com 
Bir Ekin Yazım Merkezi Yayınıdır 
www.ekinyazim.com